Açık olmak, Yazar olmak, Kadın olmak…


Sen doğru soruyu sorduğunu zaman, doğru yeri araştırdığın zaman bilgi bir şekilde geliyor. Ve hiç tahmin etmediğin, ummadığın bir yerden. Sadece görmeye, duymaya açık olmak gerekiyor.

Birkaç gün önce yazdığım bir yazı vardı ama çok başkasına ait bilgileri aktardığım bir yazı gibiydi. Aynen katıldığım, paylaşmak istediğim fikirler olsa da bir şekilde bende temellenmemişti. Yazıya bakıp durdum ama içime sinmiyordu. Sonra bu düşündüklerimi, daha doğrusu aktardıklarımı kendi süzgecimden geçirip, kendi fikirlerimle öğütüp ondan sonra paylaşmam gerektiğine karar verdim. Ancak o zaman belli bir samimiyet yakalayabilirim.

Benim, iş için değil de kendi içimden gelerek yazdığım yazıları aynı anda hem çok korkarak hem de çok tatmin olarak paylaşmamın sebebi de bu aslında. İlla ki okuduklarım, dinlediklerim, izlediklerim, konuştuklarım bir şekilde etki ediyor ama her şekilde önce benden geçiyor, benden ekleniyor üzerine. Bu noktadan sonra da kendimi açmak ve bir başkasının fikrine sunmak korkutucu oluyor.

Başkalarının yazıp, bayılarak okuduğum yazılarıyla kıyaslıyorum, daha da ruhum sıkışıyor. Oralara düştüğümde kendi sesimi kaybediyorum çoğu zaman. Oysa eminim benim sesimin de iyi geleceği birileri var, tıpkı bana iyi gelen diğerleri gibi. Yine de hatırlamak her zaman çok kolay olmuyor.

Ben bunları düşünüp, yazımı nasıl daha bana ait hale getiririm derken, sabah telefonda gördüğüm bir mesaj geliyor aklıma. Uygun ilk vakitte okumak için beklettiğim bir link. Kafamdaki konudan tamamen bağımsız olarak linki açıyorum ama açtığım an bu anlattıklarımın kafamda iyice olgunlaşması sonrasına denk geliyor. İlk paragrafta tamamen bu düşündüklerimle alakalı bir başkasının kaleminden çok benzer fikirleri okuyorum ve fark ediyorum ki her şey doğru zamanda sen o olgunluğa eriştiğinde sen o düşüncede olgunlaştığında ya da bir şekilde geliyor. Sen sadece açık ol.

Bu vesile ile 2. paragrafından itibaren beni kendine bağlayan bu yazının linkini de paylaşıyorum.
Esra’nın Kliniği.
Yazımın konusunun, yazının konusu ile bir ilgisi yok. Olgunlaştırmaya çalıştığım yazı da tüm bu konularla uzaktan yakından ilgili değil. Zihnimde saniyeler içinde gerçekleşen bu süreci anlamlandırmaya çalışırken, kendimi yazarken buldum sadece.

Sonra bu paylaştığım yazının, üstelik 2017 yılında yayınlanmış bir yazının tam da bugün, Kadınlar Günü’nde, karşıma çıkmış olması bana kadınlığımın ve beni kadın yapan her parçamın kutlanmaya değer olduğunu hatırlatıyor.

Bu yüzden önce sahip olduğum tüm bedensel ve ruhsal parçalarıma benimle oldukları için teşekkür ediyorum. İyi ki beni, olduğum kadın yaptılar. Ardından, benimle bu yazıyı paylaşan kadına, sonra da hayatımdan geçen, kendini bana açan, kendimi açmamı, aşmamı sağlayan, hayatı yaşamaktan korkmayan, yaratan, benim bugünkü ben olmama katkı sağlayan, değer katan, güçlü, hassas, nazik, hırslı, kırılgan… tüm kadınlara teşekkür ediyorum. Hepimizin kadınlar günü kutlu olsun. İyi ki varız.

merve yavas

merve yavas

  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn

Yorum Bırabilirsiniz