Acıya rağmen ve acıyla beraber…


Kötü bir deneyimle yüzleştiğinde, bir acı yada travma yaşadığında onunla nasıl başa çıkıyorsun? Fark ettim ki ben, bana acı veren herhangi bir deneyim yaşadığımda; fiziksel, zihinsel yada ruhsal; o acıyı duymamak için kendime başka bir gerçeklik yaratma eğilimindeyim.

Bu bazen bir gelecek hayaline tutunmak, bazen de geçmişten gelen ve zihnimde gerçekliğini çarpıttığım bir başka anıya odaklanmak şeklinde olabiliyor. Benim, acı veren şeyle yüzleşmeme, kendimce onunla baş etme şeklim bu. Algımı iyice pekiştirmek için kendimi dış dünyadan tamamen soyutlayıp, yarattığım o gerçekliğe kendimi daha da inandırma yoluna bile gidiyorum. Kimseyle konuşmadan, güncel durumdan haberdar olmadan, yalnız olmaya özen göstererek, bir ölçüde zamansız ve mekansız bir ortam elde etmeye çalışarak, zihnimdeki kurguyu kendimce daha inandırıcı hale getiriyorum.

Ancak konuştuğum insanlar, izlediğim videolar, okuduğum kitaplar gibi pek çok farklı kaynaktan da onaylanacağım üzere, önce kendime sonra da sana şunu diyebilirim ki, yaşadığın gerçeklikten, bu gerçeklik yeterince acı da olsa; kaçmadan, sadece orada olarak, alacağın zararı minimize edebilirsin. Çünkü ancak yaşadığın acının farkına varıp, bu acıyı kabullendiğin zaman onunla gerçekten baş edebiliyorsun.

Uyguladığın diğer tüm yöntemler ağrı kesici almak gibi. Ağrı kesici alıp, ağrını unutabilirsin belki ama aslında ağrın hiçbir yere gitmez sadece sen farkına varmazsın. Hatta kullandığın ilacın yan etkilerini okursan, sana o anda duyduğun ağrıdan daha fazlası olarak geri döneceğini de bilirsin.

Zihinsel bir acıdan kaçmak da çok farklı değil. Sen onu kabul edip, farkına varmadığın sürece o zihninin gerilerinde bir yere yerleşip, benzer bir durumda farklı bir formda yeniden karşına çıkmak üzere seni bekliyor olacak. Öyle ki yaşadığın travma, zihinsel bir süreç de olsa zihninde yarattığı hasar kadar bedeninde de depolanacak. Yoga yaparken bir türlü esnetemediğin kalçan, bacak arkaların, neden olduğunu bilmediğin ve sanki hep seninleymiş gibi hissettiğin sırt ağrın bunun kanıtı. Buradan terapötik yoga uygulamalarına da referans vermek mümkün.

Bağımlılıklar da farklı formlardaki acıdan kaçma şekilleri, acıyla yüzleşmemek için başka bir şeye tutunma. İlk aklıma gelenler yemeye, içmeye, çeşitli ilaçlara, uyarıcı ve uyuşturuculara, insanlara, cinselliğe, kendine zarar veren bir düşünce/ davranışa olan bağımlılıklar vs. Acıyla yüzleşmemek uğruna edindiğimiz bağımlılıklarda baya yaratıcı olabiliyoruz.

Ancak yaşamakta olduğun ve seni travmatize eden duruma odaklandığında; herhangi bir yapay gerçekliğe tutunmadan; o acıdan geçebildiğinde hem o acının hasarını en aza indiriyor hem de acından yeni kazanımlar elde edebiliyorsun ya da elde ettiğin sonucun aslında bir kazanım olduğunu görebiliyorsun. Böylece belki de bedeninin bir yerine bir ağrı olarak saplanıp kalmasından da kurtuluyorsun.

Bir diğer iyileşme yöntemi de paylaşmak. Acını fark ettiğinde zaten ilk paylaşımın kendinle oluyor, ardından başkalarına da kendini açmaya başlayıp, bir ölçüde özgürleşiyorsun. En başta sadece yardım isteyebilmek için paylaşıyorsun belki ve saklandığın yerden çıkmak seni özgür kılmaya başlıyor. Sanki yaşadığının ağırlığı yetmez gibi bir de onu saklamanın yükünü atıyorsun omuzlarından, sonra belki bir başkasının bakışlarında kendinle göz göze geliyorsun ve yalnız olmadığını fark ediyorsun.

Saklayacak bir kusurun olmadığını, kusursa da o kusurların seni sen yaptığını bilmek güçlendiriyor. Cesaret dediğin bir şeyi yapmaktan korkmamak değil, korkuna rağmen yapmak. Saklandığın yerden çıkma cesaretini gösterdiğin zaman gerçekten yaşamaya başlıyorsun acıya rağmen ve acınla beraber.

merve yavas

merve yavas

  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn

Yorum Bırabilirsiniz