Geçen sene bu zamanlar…


Yeni bir yıla girmeye sadece 10 gün kalmışken, geçen sene yazdığım bu yazıyı paylaşmak istedim. 2016’nın ilk günlerinde yazdığım bu yazı, 2017’ye doğru ilerlerken benim için hala anlamını koruyor. Yeni dileklerim ve beklentilerim yok değil tabii ama onlar da başka bir post’un konusu olsun:)

Her yeni yıl bir yenilenme dönemi hemen herkes için. Yeni ajandalar, yeni plan ve programlar, yeni kararlar ve yeni “daha”lar…

“Daha fazla çalışmalıyım.”

“Daha çok para kazanmalıyım.”

“Daha fazla kilo vermeliyim.”

“Daha çok spor yapmalıyım.“

“Daha planlı olmalıyım.”

“Daha erken kalkmalıyım.”

Daha daha, daha daha, -meli, -malı, -meli, -malı… Listeler uzar gider. Bir düşünelim bakalım, acaba bu “daha”lar, gerçekten daha iyi olma hissinden mi kaynaklanıyor, yoksa yetersiz hissetmek mi bize bu kararları aldırıyor?

Neden hep daha iyi olmalıyız? Olduğumuz halimizle yeterince iyi değil miyiz? Neden hep daha fazlası gerekiyor? Neden kendimiz gibi değil de, “onun gibi” olmak gerekiyor? Şunu kabul edelim: Kendimizle barışmadıkça, kendimizi olduğumuz gibi kabul etmedikçe, ne daha’lar bitecek, ne de -meli, -malı’lar…

Korktuğumuz ne, önce bir buna bakmak lazım. Her zaman “daha iyi” olmak yetersiz hissetmekten mi, başarısızlık korkusundan mı, hayata güvensizlikten mi, yoksa başkalarınca sevilme içgüdüsünden mi? Belki en başta bunu bir fark etmek gerekiyor.

İçimizdeki boşluğu kendimizi severek doldurmayı denesek nasıl olurdu? Başkalarından görmeyi beklediğimiz takdiri kendi kendimize versek? Aynanın karşısına geçip “Aferin be kızım/ oğlum, bu gün iyi iş çıkardın” desek mesela? “Zaten tüm bu talihsizlikler benim başıma gelir” demek yerine, “Bu gün zor bir gündü ama elinden gelenin en iyisini yaptın” desek, daha iyi hissetmez miyiz?

Şimdiye kadar hep “daha iyi” olmamız gerektiğini öğrendiğimiz doğru. Anneler, babalar ancak bizi daha iyi, daha başarılı, daha uslu olduğumuz zaman takdir etmiş olabilir. Bu günse bu takdiri patronumuzdan, dostlarımızdan ya da eşimizden, sevgilimizden bekliyoruz. Kendi kendimize veremediğimiz sevgiyi çevremizden bekliyoruz. Eleştirilmekten, yadırganmaktan deliler gibi korkup, aynı zamanda kendimizi başka kimsenin cesaret edemeyeceği kadar sert bir şekilde eleştiriyoruz. Bu da potansiyelimizi kullanmak için bir parça enerjimiz varsa, onu yok ediyor. Sonra da ertelemeler, memnuniyetsizlikler, kendini suçlamalar geliyor.

Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde yeni bir karar verelim ve şimdiye kadar bir faydasını görmediğimiz suçlayıcı ve eleştirel düşüncelerimizden biraz uzaklaşalım. Bu yıl “daha iyi” olmaya değil; olduğumuz halimizle ne kadar mükemmel olduğumuzu görmeye niyetlenelim. Kendimizle barışmaya, kendi kendimizin en değerlisi olmaya ve hayata güvenmeye başlayalım. Eminim o zaman her şey çok daha kolay ve keyifli hale gelecek.

merve yavas

merve yavas

  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn

Yorum Bırabilirsiniz