New York’ta 1 Ay…


Uzun zamandır buralarda yokum. Uzun zamandır hayalini kurduğum bir şeyi gerçekleştirme mücadelesi ile uzun zamandır hayalini kurduğum başka şeyleri erteledim biraz. Bir hayalim vardı, bir gün burada yaşamak; New York’ta. Ve bugün itibariyle burada 1. ayımı doldurdum.

İnsanın hayalleri olması güzel. Ama hayaller bir yandan da sana bir sürü sorumluluk getiriyor. Gerçekleştirmek için adım atman gerekiyor, belki sevdiğin çok şeyi arkanda bırakman; sevdiklerini, bir sürü emekle kurduğun hayatını, konforlu düzenini…

Başka bir yere taşınmak, varını yoğunu atmak, satmak, dağıtmak, bugüne dek bir sürü emekle elde ettiğin birikimini, hayalini gerçekleştirmeye harcamak kolay değil. Ama bir yandan da özgür ve güvende hissettiriyor. Eşyalara bağlanmamayı öğretiyor mesela. Hiçbir şeyin vazgeçilmez olmadığını, aldıklarının değil yaşadıklarının değerli olduğunu.

Burada ev arama, taşınma, yerleşme, şehre alışmaya, birileriyle tanışmaya, kaynaşmaya çalışma derken çok şeyi geri plana atmışım. Ve bugün fark ettim ki, en başta kendimi. Fark ettim ki, artık sadece para kazanmak için yazıyorum, kendim için değil. Artık sadece İngilizce’ye hakim olmak için okuyorum. Yoga yapmayı bırakmışım, neredeyse 2 ay olmuş matla buluşmayalı. Yemek yemek sadece karnımı doyurmak için olmuş. Oysa son zamanlarda ne çok sevmiştim mutfağa girmeyi, yeni şeyler denemeyi…

Yeni bir dile alışmak, yeni marketinden alışveriş yapmak, evini bulmak, mahalleni tanımak, dil okuluyla yeniden öğrenci olmak, arkadaş edinmek, bir yandan Türkiye’deki işleri yetiştirmeye çalışmak hepsi bir emek. Ve tabii yeni olmanın tedirginliği var. Bu tedirginlik, bir ülkeye turist olarak gittiğinde yaşadığın türden bir şey değil. Artık buradasın ve buranın kurallarını öğrenmek, bunlara alışmak zorundasın. Bu bir haftalık bir değişiklik değil. Artık hayatın bu ve buna ne kadar çabuk alışsan o kadar iyi edersin.

Hayat, bu aralar daha önce karşılaşmadığım yüzlerini gösteriyor. Tüm hisler aynı anda hücum ediyor bazen. Yeni bir sokağı keşfederken aldığın haz da, evde fare gördüğünde yaşadığın korku da, yeni bir kelime öğrendiğinde telafuz ederken yaşadığın tedirginlik de, zaman zaman gelen, aynı hızla kaçıp giden “Ne yapıyorum ben?” sorgusu da, hepsi bir arada. Hepsi gerçek. Yaşadığını hissettiriyor, bazen zorlukla, bazen mutlulukla.

Aslında yaşadığın her deneyim seni an’a getiriyor. Her günün dünyayı keşfetmeye çalışan 3 yaşında bir çocuk saflığında, merakında geçiyor. Canın da yanıyor, umutsuzluğa kapıldığın da oluyor, ama umut çok çabuk geri geliyor, sonra güven de onu takip ediyor. Önce kendine, sonra bu yola beraber çıkmayı göze aldığın adama; yol arkadaşına, sonra hayata… Çünkü biliyorsun ki şimdiye kadar nasıl olduysa, şimdi de olur.

merve yavas

merve yavas

  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn

Yorum Bırabilirsiniz