Processed with VSCO with a5 preset

Affetmek…


Her şey tam da olması gerektiği zamanda oluyor. Az önce bambaşka bir şey yazmak üzere defteri açtığımda, arasından bir not düştü elime: Affetmek… Ve yazım bu not üzerine şekillenmeye başladı.

Hayatında en çok iz bırakanlar, en derinden kıranlar, yaptıklarını en hazmedemediklerin, affetmeye yeltenemediklerin sana şekil veriyor. Belki kendini dinletmek için onunla, belki de ona benzememek için kendinle kavga ederken, yada onu yok sayıp kaçarken bugün olduğun kişi haline geldin. Genelde onlar en yakınlarındı. En değer verdiklerin, en değer görmek istediklerindi.

Kim bilir belki baban çok kendi bildiğinden şaşmayan biriydi, bu yüzden ona benzememek için başkalarının fikirlerine saygı duymayı, hayatta bir tane doğru olmayacağını öğrendin. Belki güçsüz bir annen vardı, bu sayede hayata tırnaklarını geçirip dimdik durmayı öğrendin.

Bunlar yaşanırken öfkeden delirdin, bir köşeye sinip ağladın, bazen karşı geldin, inatla üstüne gittin ve her ne yaptıysan o gün yaşadıklarınla bugün olduğun kişiye dönüştün. Ve eğer bugün aynaya baktığında olduğun kişiden, geldiğin noktadan memnunsan, onların sayesinde. Belki onlara ve olanlara lanet etmek yerine, affedip, teşekkür etmeli. Böylesi daha iyi gelmez mi?

Merve Yavas

Merve Yavas

Okuma yazmayı öğrendikten sonra aile büyüklerinin isimlerine özel yaptığım akrostişlerle başlayan yazarlık kariyerim, orta okul ve lise hayatı boyunca yazdığım yarı kurgu günlüklerle, üniversitede sinema okurken yazdığım sayfalarca film analizi proje ödevleri ve final sınavları ile devam etti.

  • Twitter
  • Facebook
  • LinkedIn

Yorum Bırabilirsiniz