Zamanı durdurmak istediğin yer…


“İnsan zamanı durdurmak istediği yere aittir.” Amelie Poulain 🙂 Mesela, güçlü bir yoga sonrasında gelen uyku pozunda. Sevgilimin koynuna uzanıp, burnumu boynuna soktuğum anda. Elimden asla bırakmak istemediğim bir kitabı okurken gözlerim daha fazla uykuya karşı koyamadığında… Yılın ilk denizine daldığımda… Dinlediğim şarkının tüylerimi ürperten...

Kendini tanımıyorsun, tanımlıyorsun…


Kendini tanımıyorsun, edindiğin sıfatlarla tanımlıyorsun. Farkında olarak ya da olmayarak sürekli kendi önüne sıfatlar koyuyorsun. Beceriksiz, sakar, maymun iştahlı, sabırsız, dağınık, sıkıcı… Bunlar nereden geldi? Mesela gerçekten sakar olmayı hak etmek için tam olarak kaç bardak kırdın? Kime göre beceriksizsin ya da? Belki mükemmel yemekler...

Birtakım ikilemler?!


Güneş, içeri dolup “Gel benimle oyna!” derken, evde yazıların birikmişken, aslında canın hiçbir şey yapmak istemezken, bir yandan da boş geçirdiğin her anın tatlı suçluluğunu duyarsın ya, işte tam öyle bir gün. Yapılması gereken tonla iş var. İşleri yetiştirmek için yogaya gitmemiş bir ben var....

İyi ki’lerin ve Keşke’lerin


Hayatını bugünden geri saracak olsan, ne görürsün? İyi ki’ler, keşke’ler… Keşkeler ne kadar çoksa o kadar geçmişe dönük yaşıyor insan. Geçmişte daha doğru kararlar verebilirdin. Ama o gün verdiğin kararlar seni sen yaptı. O yüzden keşkelerinin ne kadarını iyi ki yapabildin, bu önemli olan. “Keşke...

Yaklaşan 30’a ithafen…


30 yaşını doldurmama az kaldı. Bir aydan biraz daha fazla. Bundan, çok değil, 4 sene kadar önce 30 benim için büyük harflerle, dolu dolu, kocaman bir O T U Z’du. Bugün neyse ki böyle değil, olsa da yapacak bir şey yok. Ama o günle bugünün...